Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Abdulhalim Almalı yazdı: Adalet Derken!

Adalet derken!

“ Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (135)”

Her bireye hayatının her alanında olması gereken ve lazım olan, olmazsa olmazlarından olan “ADALET!… ”

Nereden nasıl başlanmalıdır bu “ADALET?”

İnsan için adaletin en parlak şekli, en yüksek kavram ve anlamı, eksiksiz olarak uygulanması gereken yer Allah’a karşı adil olması ile başlar. Peki, bu nasıl olacak?..

Sorusuna verilecek cevap ise şöyle olmalıdır. Allah’ı bir olarak kabul edip, rubbiyette ve ulûhiyette ona hiçbir şekilde ortak tanımamak, ona gereği gibi kulluk yapmak Allah’ın kulları üzerindeki haklarının başında gelmektedir.

Buna uyan her birey adaletin temelini baştan sağlam atmış olacaktır. Orada her karar Allah ve resulünün(sav) belirlemiş olduğu ölçüde olacağından kimse kendi heva ve hevesine göre karar veremeyeceğinden uygulama yapamayacağından adalet kuralları tam olarak işlemeye başlayacaktır.

İnsanoğlu için adaletin oluşmasının ikinci aşaması ise, insanın topluma karşı adil olmasıdır.

Bu adaletin idamesinde ise bu sorumluluk toplumu oluşturan fertlerin haklarını gözetmek, onlara eziyet etmekten kötülük yapmaktan sakınmak, en üstün bir ahlaki erdemlilikle onları idare etmek, insanlar arsı ilişkilerde güzelliği esas almak, onlar için hayrı işlemek, hiç kimsenin hak ve menfaatlerine saldırıda bulunmamak.

Toplumda bulunan yoksul, düşkün ve muhtaçlara tevazu kanatlarını germek onlara şefkat göstermek şeklinde olur!.

Böyle bir ahlaki erdemlilik olan tutum ve davranış toplumda adaletin, huzurun ve güvenliğin gerçekleşmesine yönelik önemli adımlardır. Böyle bir ortamın oluşmasında toplumu oluşturan tüm bireyler için kaygı ve tasanın olması mümkün değildir.

Burada adil olan, adil davranan, adil yaşayan insanlar hem kendileri hem toplumları hem de insanlık için teminat niteliğinde olurlar. “O çok merhametli Allah’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) “selam” derler (geçerler).Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar.

Onlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir. Orası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır.

Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.(Furkan:63–68)”.

Adaletin sağlanmasında bir üçüncü önemli etken ise diri olanları hayattan göçmüş, geride mal mülk bırakmış, biriktirmiş oldukları mal ve servetin zevklerinden lezzetlerinden yoksun kalmış ebedi yolculukların toprağın bağrındaki daracık, karanlık mezar çukurundan başka bir şey kazanmamış olan ölülere karşı adil davranmakta adalet türevleri içerisindedir.

Hayatın imarı, geleceğin tanzimini yürütmekte olan canlılar ki, bunların başında da akıl ve izan sahibi insanoğlu gelmektedir, kendi iş ve düzenlemelerini yaşamakta olanlara bırakmalarından ziyade onu ölü olanlara tevdi etmeleri de adaletsizliktir.

Çünkü bu hak sadece canlılara en başta da insanlara aittir. Bu hakkı canlılardan alınıp ölülere havalesini adaletle bağdaştırmak mümkün değildir. “Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler. Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl” derler. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükâfatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. (Furkan:72–75)”

Bu toplumda gerek seçilmiş idareciler olarak, gerekse atanmışlar olarak, ellerinde güç ve nüfuz bulunup da mal ve servete sahip olanların adaleti ise tüm toplumu kucaklamalıdır!.

Vatandaşların, idarecileri halkın işlerini yürütmeleri hesabıyla yöneticilerin insanlara kaşı adil olmaları son derece önemlidir!.

En çok onların bu niteliğe sahip olmaları gerekir. Eğer bir toplumda idareciler adil olmazlarsa idare olunanlar adaleti nasıl bulacak ve nasıl sağlamış olacaklardır. Adalet kavramının en güzel ifadesi idarecilerin davranışlarında kendisini göstermektedir.“Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz.(İsra:16)”                                          

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa