Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Almalı: “intiharlar” tıkanmışlığın sonucu

Tıkanmışlığın sonucu “intiharlar”

Gün yok ki, bir intihar haberi duymayalım. Özellikle kadınlar ve gencecik bedenler. Maddiyatın insan ve toplumsal yaşam için yeterli olmadığının en önemli kanıtlarından bir intiharlardır diyebiliriz. Anket falan yaptırmaya gerek yok, hiçbir ekonomik sıkıntıları olmayan varlıklı ailelerde bile intihar vakıalarına şahid oluyoruz.

En önemli sebeplerin başında yaşanmakta olan toplumsal değişim ve dönüşümün toplumun esas dokusuyla barışık olmamasıdır. Koparıyor, toplumu esas bağlamından, aileyi toplumdan, tecrit ediyor bireyi her yerden, dolayısıyla doyumsuzlaşıyor insan, doyumsuzlaşan insan tıkanıyor ve bu tıkanmışlık sendromu götürüyor intihara kaçınılmaz sonuca!..

Değişen olayların toplum içinde ortaya çıkardığı sorunların belki de en tehlikelisi sosyal konularla ilgili olanlardır. Bu alanda yeni yeni kendini gösteren olumsuz görüntüler neredeyse aileyi kökünden yıkmakta ve sosyal dayanışmayı tehdit etmektedir. Çocukların anne-babaya karşı saygısızlığı, anne ve babaların da ihmalkârlığı vs.

Ailenin görev alanı daralmış ve kötülükler çoğalmıştır. Boşanma oranı ve sosyal sorunların sayısı yükselmiş; İntihar olayları, Aile içi şiddet ve eşler arası sorunlar artmıştır, Bağların birçoğu incelmiş ve akrabalar arası ilişkiler zayıflamıştır, İlgisizlik ve duyarsızlık diyalogun ve samimiyetin yerini almıştır, Kardeşlik ve sevgi bağları zayıflamış, toplumsal değerlerin yerine bencillik yayılmıştır.

İşte bu durumlar sosyal bir krizin fitilini tutuştuğunu haber vermektedir ki onu söndürmek için çabuk davranmak ve sosyal sorunlarımıza gereken özeni göstererek mutlaka bu krizin üstesinden gelmemiz gerekmektedir. Fert ve aile üzerinde, toplum üzerinde olumsuz etkileri bulunan sosyal sorunların ortaya çıkardığı bir olguyu teşhis ederek çareler bulmalıyız..

Bu olgu, bugün birçok toplumun yaşadığı sosyal kopukluk ve ailevi parçalanma olgusudur. Bu olgu, toplumların varlığını tehdit eden, temellerini sarsan, uygarlık binasında ve sosyal düzeninde çatlaklar oluşturan toplumun alt yapısını tehdit eden, kökünü kazıyan ve yok oluşunu bildiren yakın bir tehlikeyi haber vermektedir.

Ailevi bağları ve sosyal dayanışma İslam dininin önemli özelliklerinden biridir. İslam toplumlarından birçoğu ilmi ve tekniki yönler dışında batıdan çağdaşlaşma ve modernleşme adına yozlaşmış kültürlerine yönelmişlerdir. Oysa batı bazı İslam toplumlarına da bulaşan ahlaki ve sosyal değerlerini kasırga gibi kökünden söken çağdaş uygarlığın hastalıklarından oluşan bir bataklıkta dibe doğru batmaktadır.

Batılı toplumların yaşantısını dikkatle inceleyen, bugün bu toplumların çektiği en büyük sorunun ailevi parçalanma ve ferdiyetçilik olduğunu daha iyi anlar. Ferdiyetçilik kalplerini daralttıktan sonra evlerini de onlara dar etmiştir. Mahalle sakinlerinin, kimsenin haberi olmadan ölen ve çürümeye başladıktan sonra kokusu ortalığa yayılan bir ihtiyarın ölüsünü kaldırması için güvenlik güçlerini çağırmasında şaşılacak bir şey yoktur. Maddiyatçılık ahlaki değerlerin üzerine çıkarsa işte durum böyle olur. Bundan daha kötüsü ve daha acısı, bu hastalığın birçok İslam toplumlarına da bulaşmasıdır.

Batıdan devşirme kokuşmuş ve bozulmuş aile hayatı örnekleri toplumumuza birçok hastalığın sirayet etmesine sebep olmuştur. Her gün basından yüzlercesiyle karşılaştığımız bu utanç manzaralarından yaşı ilerlemiş biri hastaneye girer. Hasta yatağında mahrumiyet acısı çekmektedir. Şöyle der: “Bir aydan beri buradayım; vallahi, çocuklarımdan ve akrabalarımdan hiç kimse ziyaretime gelmedi!” Hatta olay bundan daha çirkin bir boyuta gelmiştir.

Bir başka ahmak kişi, annesi yaşlanınca ondan bıkar ve hizmetçisine emrederek onu kapının önüne koydurur. Zavallı kadın ertesi gün komşular görüp sahip çıkana kadar kapının eşiğinde geceler. Bir başkası yaşlı babasını sokağa atar ve hanımı kendisine nereye gidersen git ayağımın altına kadar diyerek ihtiyarı otel odalarına, park köşelerine gönderir hem de vicdanları hiç sızlanmadan.

Bir başkası ise bir tartışma nedeniyle babasını vurur ve öldürür. Allah için; bu saygısızlar kendilerine en yakın ve en değerli insanlara karşı ne büyük bir suç işlemektedirler. Bir başkası çocuklarına anne baba şefkati gösteremez çünkü anne iş’te, baba iş’te. İkisi de yorgun argın eve gelirler sadece yatmak için. Bir başkası çocuklarına vermediği veremediği sevgisini ve yakınlığını, arabasına veya evde beslediği kedisine veya köpeğine verir.

Bütün bunlar doğal olarak aile hayatının iflasına sebebiyet veren etkenlerdir. Bütün bunlar kendi kültürümüzden uzaklaşıp devşirme kültürlere çağdaşlık adına sarılmaktandır. Bu hayatı kendisine çocuklarına ve çevrelerine reva görenlere yazıklar olsun!..

Hayret verici gelişmelerin yaşandığı bu zamanda anne-babaya saygısızlık, çocukların sevgi ve aile ortamından uzak olması ve akrabalık ilişkilerini koparma örnekleri çokça görülmektedir. Böylelerinde acıma duygusu vicdan ve yaşaması gereken din nerede, Daha da ötesi kişilik ve insanlık nerede?…

Bazı insanlar için durum öyle bir hale gelmiştir ki; kalbi akrabalarına karşı kin ve nefretle doludur. İlişkilerini keser, daha da ötesi onlara düşmanlık eder. Bir avuç dünya malı, bir dil sürçmesi ya da çocukların kavgası gibi basit bir nedenle onların ölmesini diler. Aylar-yıllar gelip geçer, kalbi içten içe yanan volkan gibi düşmanlıklar sürüp gider. 

Toplumdaki özellikle de aile fertleri ve akrabalar arasındaki akrabalık bağlarını koparma salgını, şahsi hedeflerin ve kişisel çıkarların azması öldürücü birer hastalıktır. Ümmetin bünyesine yerleşince onu bitkin düşürür. Bu hastalıklar her türlü belanın kaynağı ve her türlü düşmanlığın sebebidir. Daha da ötesi, şeytanın kalplere karşı çektiği keskin kılıçtır. Şeytani bir çalkantı ve heyecan içinde kalpleri ayırır ve ilişkileri koparır. Dizginleri serbest bırakılırsa ümmetin bugününü ve yarınını mahveder. Kalplerin sevgisi dağılınca diyalog çerçeveleri kırılır ve kötülük nefislere işler. İnsanlar azgın kurtlara ve vahşi hayvanlara dönerler.

Birçoklarının kalplerinde dindarlık duygusunun zayıfladığı, İslam dinini bir hayat tarzı olarak bilmemenin arttığı ve maddeciliğin azdığı gün diyalog bağları zayıflamış ve ilişkileri koparma görüntüleri çoğalmıştır. İslam’ı din olarak kabul etmiş yani yaşamını İslam’ın kurallarına göre tanzim eden birinin, akrabalık bağlarını gözetmek iman ehlinin özelliklerindendir.

Allah kullarını dünyalık işleri tasarlama ve onları idare etme noktasında dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak faktörler açısından farklı, farklı yaratmıştır. Bu farklılık dolayısıyla Allah, insanları yöneten ve yönetilen olarak yaratmış, milletlerinin işlerini idare eden yöneticiler seçmiştir. Erkeği ev halkına idareci tayin etmiş, kadına da kocasının evinin yönetimini vermiştir.

Aile, hayatın direği ve mutluluğun temelidir. Nefislerin huzuru ve istikrarıdır. Aile, ancak erkek görevini yerine getirdiğinde ıslah olur. Ev halkının işleri düzelir ve geçimleri güzel olur. Kadın için de aynı durum geçerlidir. Müslüman kadına düşen görev, çocuklarına ve kocasına karşı görevlerini yerine getirerek buna katkıda bulunmaktır. Ev, yaşamın ilkokuludur. Allah’ın izniyle yeni yetişen nesilleri ıslah eden, onları temiz yaşama ve dünya ve ahiret mutluluğuna düzgün bir İslami terbiye ile eğiten temel etkendir.

İnsanlardan birçoğu bugün boşanma hastalığına tutulmuş, boşanmayı basit bir iş saymaktadır. Onlardan biri en ufak bir nedenle hanımını boşar. Yaptığı bütün iyilikleri unutur ve ona zulmeder. Kendine ve çocuklarına zulmeder. Sonra kaçırdığına pişman olup üzülür. Bunun sebebi çoğunlukla çabuk öfkelenmek, ani tepki göstermek ve kötü ahlaktır. Yuva yıkılır ve aile dağılır.

İntihar olaylarının tek nedeni olan doyumsuzluk ve tıkanmışlık sendromunun önüne geçilmesi için bireyin manevi alanda güçlenmesi için imkânlar oluşturulmalıdır. Huzurlu bir toplumun oluşması için, mutlu bir aileyi oluşturan etkenlerin güçlendirilmesi lazım, bunun yapılmamsı durumunda toplumda neredeyse rutin hale gelen intihar olayları daha fazla insanın canını yakmış olacaktır. Bundan da toplumun her kesimi mutlaka şu veya bu şekilde etkilenecektir.

Sonuç olarak, Mutlu bir aileyi oluşturan eşler ve çocuklar, aile içi sorunlardan dolayı parçalanmış olan ailelerin, artan boşanmaların, sokağa terke dilen çocukların, huzur evlerine yerleştirilen yaşlıların sonucunda toplumsal iflasın nasıl yaşandığını ve bütün bunları yaşamakta olan toplumların bu günkü hallerini iyi analiz ederek düşünmek ve rabbani metoda göre hayatlarını idame ettirmek zorundadırlar. Ümmetin bireyleri olan Müslümanlar, toplumsal iflasın tek sebebinin ailelerin parçalanması ve çocukların darmadağın olmasından ibret olduğunu bilerek ona göre davranmalıdırlar!..

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa