Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Anne baba hakkı “Onlara of bile deme!”

Anne baba hakkı “onlara of bile deme!”

Pek çok manevî değerin yerle bir olduğu zamanımızda, çiğnenen, unutulan, hakir görülen en büyük değerlerden biri de, Allah’ın Kur-anı Kerim’de pek çok yerde ‘sadece kendisine ibadet’ten sonra zikrettiği bir hakikat olan anne-baba hakkıdır.

Öyle bir vahşi devirde yaşıyoruz ki, yıllarca kendisini besleyen, koruyup kollayan, nice sıkıntılara katlanan anne baba, çocuğunun nazarında bir yük, aşağılanan bir varlık olarak görülüyor. Anne baba küçümseniyor, anne baba adeta mahkûm ediliyor, anne baba darü’l acezelere terk ediliyor, anne baba dövülüyor, anne baba öldürülüyor veya ölümleri arzulanıyor.

Hâlbuki anne babanın hakları o kadar büyüktür ki, Allah Resulü(sav) bir hadislerinde meseleyi şöyle vurgularlar:  “Evlat, babasının hakkını kesinlikle ödeyemez. Bu ancak şu şekilde mümkündür. Babasını bir yerde köle olarak bulur, satın alır, sonra onu hürriyetine kavuşturur. Ancak o zaman hakkını ödemiş olur.” (Müslim)

Akıllı ve bilinçli Müslüman’dan daha fazla anne ve babasına iyi davranan olamaz. Onun dünyasında anneler günü, babalar günü safsatalarına yer yoktur. Senenin tüm günlerinde anne-babası yanındadır, canındadır sadece senede bir güne sığdırılmayacak kadar değerlidirler onun yanında.

Kur-an’ı kerim anne ve babanın makamlarını yükseltip, Müslüman evlatların onlara karşı takınmaları gereken tavırları kesin olarak belirlemiştir. Anne ve baba yaşadıkları müddetçe ihtiyarlayıp aciz düşerlerse evlatlarının onlara karşı sergilemeleri gereken tavrı yüce yaratıcı koymuştur.

“Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyilik etmenizi kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa, kendilerine “öf” bile deme! Onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle! Alçakgönüllülükle, onlara merhamet kanatlarını ger. Ve onlara şöyle dua et: “Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et!” (İsra:23–24)

Müslümanın hiçbir şekilde reddedemeyeceği rabbani ve ebedi bir hüküm “rabbin yalnız kendisine tapmanızı ve anne-babaya iyilik etmeyi buyurmuştur.” Allah’a ibadet ile anne ve babaya iyiliği sağlam bir şekilde birbirine bağlayan bu ayet onların kıymetlerini yüceltip hiçbir zamanda, hiçbir sistemde ve dinde bu şekilde olmayan üstün bir seviyeye çıkarmaktadır.

Ayetin devamı bu güzel tabloyu belirtmekle yetinmiyor, aynı zamanda vicdanı ve ahlaki bir tabirle evlatların merhamet duygularını adeta kabartıyor. “Eğer ikisinden biri veya ikisi senin yanındayken ihtiyarlayacak olurlarsa…

Evet, onlar senin yanında ihtiyarlayıp aciz bir hale gelebilirler ki, bu durum insanoğlunun kaçınılmazlarındandır. Her insan doğum, çocukluk Gençlik ve ihtiyarlık gibi evrelerden geçmektedir.

İşte bu kaçınılmaz olan gelişme sürecinde senin yanında olacaklardır. Sakın onları incitecek bir söz söyleme. “Onlara karşı öf bile demeyesin onları azarlamayasın”. Bilakis onların gönüllerini alacağın kelimeleri düşünüp tatlı sözlerle konuşmalısın ki, onların gönülleri hoşnut olsun.

“ikisine de hep tatlı söz söyleyin” onların huzurunda hürmet ve takdir duygularıyla onlara teslim olmuş bir insanın alçak gönüllülüğüne benzer bir tavır takının.

“onlara acıyarak tevazu kanatlarını ger.” Ve dilin sana unutulmayacak yardımları olan anne ve babana daima dua etsin. Zira onlar; sen küçük zayıf ve bir şey bilmezken seni yetiştirdiler. “rabbim! Onlar küçükken beni yetiştirdikleri gibi sende onlara merhamet et” de!.

Anne baba kâfir bile olsalar, onları incitmeden, kırmadan onların inançlarına itaat etmeden onlarla dünya hayatında iyi geçinmek lazım. “Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban) hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için, sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın) da onlara iyilikle (ma’ruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve bana ‘gönülden-katıksız olarak yönelenin’ yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, böylece ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim. (Lokman:15)

Abdullah ibni mes’ud(ra), Allah resulüne(sav)’a sorar: ey Allah’ın resulü, hangi amel daha hayırlıdır? Vaktinde kılınan namaz, sonra hangisi? Anne ve babaya iyiliktir. Sonra hangisi? Allah yolunda cihad tır.(Buhari-Müslüm.) Dikkat edilirse büyük yetiştirici Resulullah(sav) ana babaya iyiliği İslam’da iki büyük şeyin arasına koymuştur. Vaktinde kılınan namaz ve Allah yolunda cihad. Namaz dinin direği, cihad ise İslam’ın zirve noktası. Peygamberin anne ve babaya tanıdığı bu makam ne yüce bir makamdır.

Anne-babaya iyilik ve ihsanda bulunma emredildikten sonra.  Özellikle anne nazara verilerek, çocukla en çok meşgul olan, ona en yakın bulunan, kendisini aylarca karnında taşıdıktan sonra, doğumu kendisi için bin bir ızdırap olan.

Doğumdan sonra da bakımı görümüyle en çok meşgul olan bu ‘şefkat abidesi varlık’ a karşı çocukta minnet hissi uyarılıyor: “Biz insana, ana-babasına ihsanda bulunmasını tavsiye ettik. Annesi onu zahmet üstüne zahmetle taşıdı ve yine bin-bir ızdırapla doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına gelip de kırk yaşına ulaştığında, “Rabbim, bana ve anne-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın işleri yapmamı temin et! Benim için de, neslim için de iyiliği devam ettir. Ben Sana döndüm ve elbette ki ben Müslümanlardanım.” (Ahkaf:15)

Allah anne babanın evlatlarına karşı yaptıklarını hatırlatarak evlatları anne-babalarına karşı minnet altında bırakmaya devam ederek şöyle buyuruyor: “Biz insana ana-babasına iyi davranmasını tavsiyede bulunduk. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması -en uzun süre olarak- iki yılda olur. İşte bunun için, önce Bana şükret, sonra da ana-babana teşekkür et. Bilesiniz ki, dönüş banadır.” (Lokman, 31/14)

Seküler anlayışın ısrarla üzerinde durduğu anne ve babaların yalnızlığa itilmesi, bu yalnızlıklarının giderilmesi için yılda bir günün onlara tahsis edilmesi rezaleti anne-baba sevgisini ortadan kaldırdığı gibi aile kuramını da yıkmaktadır.  İslam dininin insanlığa birey, aile yaşantısında insanların birbirlerine yakılaşmalarını yaratılışa uygun, aileyi ve toplumu ifsat etmeden bir düzen kurmalarını insanlardan istemektedir. “Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü’minleri bağışla. (İbrahim:41)” diyenlerden kıl.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa