Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Furkan Yasin
KİRLİ BİR TEZGÂH VE BÜYÜK BİR OYUN

KİRLİ BİR TEZGÂH VE BÜYÜK BİR OYUN

Türkiye de yapılacak Bir kasım seçimlerine çok az bir süre kala karanlık eller, yâda üst akıllar yine devredeydi. Bu süreçte insan canını, kanını hiçe sayan bu karanlık eller, apaçık bir şekilde seçimleri etkileme ve seçim sonrası dâhil ileriye dönük kirli emellerini gerçekleştirmek için kirli oyunlarını sahneliyorlar.

Bu çerçevede 10 Ekim cumartesi günü Anakara, da meydana gelen ve şimdiye kadar resmi rakamlara göre 102 si ölü 500,ye yakın kişinin de yaralı olduğu intihar saldırıları bu kirli tezgâhın vahşi yüzünü gösteriyor. Şüphesiz bu alçakça saldırılar, bunu tasarlayanların dışında herkesi şoke etti.

Bu olay cumhuriyet tarihinin en büyük kanlı olayı olarak ifade edilirken, olayın kimin ve kimlerin yaptığıyla ilgili bulgular DAEŞ, İ gösterse de olayın üzerinden bir hafta geçtiği şu ana kadar somut bir adres ortaya çıkmış değil. Organizeli bir işe benzeyen bu kirli oyunun, Bu saldırının arkasında, içerisinde muhtemelen iç ve dış güçlerin kirli elleri ve hesapları var.

Olayın kimin veya kimlerin yaptığında ziyade bu olaydan kim veya kimler karlı çıkacak, bu alçakça olayın rantını kim devşirecek insan kanı üzerine kimler siyasi hesaplar yapacak ona bakmak lazım. Dolayısıyla bu olayı kimler yapmışsa kesinlikle bu sonuçları düşünerek yapmıştır.

7 HAZİRAN seçimleri öncesi HDP, nin Diyarbakır mitinginde patlatılan bombalar siyasi analistlere göre en HDP oylarında az iki puanlık bir artışa neden olduğu gerçeği herkesin malumu. Bu çerçevede 1 Kasım seçimlerine giderken HDPnin özellikle batı illerinde yaşanan son terör olayları neticesinde oylarında bir düşüşün olduğu ifade edilirken bu olayın meydana gelmiş olması manidar görünüyor. İşte üst akıllar bu tarz olayları devreye sokarak bu açığı tekrar kapatmak istemiş olmalarını ihtimal dâhilinde düşünülebilir.

Özellikle son dönemlerde Bu ve benzeri olayların hep sol sosyalist kesimlerin miting ve toplantılarında meydana geliyor olması bir tesadüf olmasa gerek. Zira bu kesimler bu olaylar üzerinden çok ciddi bir mağduriyet edebiyatını yaparak kamuoyunu belli hedeflere ve belli amaçlar için rahat bir şekilde kanalize edebiliyorlar.

Olayın meydana gelmesinin hemen akabinde HDP eş başkanı selaheddin demirtaş, ın bu olayın sorumlusu olarak hükümeti ve MİT, i adres göstermesine ilişkin açıklamaları “ yavuz hırsız ev sahibini bastırır” kabilinden bir çarpıtma ve bununla neyi amaçladığına ilişkin not edilmesi gereken önemli bir gelişmeydi. Oysa demirtaş her gün öldürülen onlarca sivil asker polis, için failler belli olduğu halde hiçbir gün çıkıp bu ölümlerin müsebbiplerini işaret etmemiş ve bir eleştiride bulunmamıştır. Dahası geçen sene kendisi halkı sokaklara dökerek 6-7 Ekim olaylarında elliden fazla insanın ölümüne sebebiyet verdiği halde bunu görmezden gelmiştir ve şimdiye kadar bunun hesabını da vermemiştir.

Ankara’daki bombalı saldırılarının Türkiye’de bir kesime yönelik başlatılan gezi olaylarının bir devamı olduğunu düşünüyorum. Gezi, onyedi -yirmi beş aralık, reyhanlı, altıyedi ekim, HDP mitinginde patlatılan bomba, Suruç, işin içinde dış mihrakların olduğu tüm bu olaylar dizisi yerli taşeronlara ihale edilmiş büyük bir oyunun parçaları ve hedefe giden yolda önemli kilometre taşlarıdır.

Mevcut AK parti hükümetinin sevaplarından günahlarından bahsetmek ayrı bir mevzu. ancak Bu ve benzeri tüm olaylarda hükümeti suçlayanlar ve halkı buna inandırmak için her türlü yalan iftira ve dezenformasyon yapanlar ve halkı buna inandıranlar, bal gibi biliyorlar tüm bu olayların en çok hükümete zarar verdiğini hükümeti yıprattığını, zaten tüm bu algı oyunlarını bunun için yapıyorlar.

Ortadoğu’da yanan ateşin içine Türkiye’yi, de çekmek isteyen ve bunun için her türlü oyunu sahneleyen uluslar arası güçler, Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez hesabı yaparak hükümet karşıtı tüm legal illegal muhalefeti ve örgütleri gerek medyalarıyla gerek tüm güçleriyle gizli ve açık destelemekten geri durmuyorlar.

Gelinen süreçte HDP çatısı altında şekillenen/şekillendirilen Sol sosyalist Kürt siyasal hareketi yıllardır silahlı bir mücadele yürüten ve binlerce masumun kanına giren PKK ile arasına bir mesafe koyamadığı içini tüm halklar nezdinde meşru bir zemine oturmamıştır. Aksine hdp ikircikli bir siyaset yürüterek bir yandan sırtını PKK, ye dayayıp öbür taraftan özgürlük ve barış gibi kavramların arkasına sığınarak siyaset yürütmeye çalışması büyük bir tezat oluşturuyor.

HDP 7 Haziran seçimlerinde bir yanda hem PKK nin baskısıyla, özellikle doğu illerinde halkın büyük bir kesiminin de artık yaşananlardan bıkmış olması ve artık barış gelsin umuduyla verdiği iyi niyet desteği sonucu aldığı oylar neticesinde. Hem de dış güçlerin taşeronluğunu yapan medyanın oluşturduğu algı neticesinde batıda aldığı destek ile tarihinin en yüksek oyunu alarak meclise seksen milletvekiliyle girdi. Ancak hdp bu sonucu iyi okuyamadı ve bu başarının ardında seçim öncesi kullandığı barış ve özgürlük söylemlerinin zıddına bir söylem içine girdi yâda ona bu rolü biçenler ondan böyle hareket etmesini istediler.

Zafer sarhoşluğunun verdiği havayla HDP, nin üç yıldır çözüm sürecini birlikte yürüttükleri AK partiyle hükümet kurmaya tamamen kapıları kapatması, öte tarafta PKK yöneticilerinden Bese hozatın devrimci halk savaşını başlatıyoruz beyanatı ve Selahattin demir taşın öz savunma için halkı silahlanmaya davet etmesi, akabinde yer, yer hdp ye bağlı bazı belediyelerin özerklik ilanı açıklamaları ve seçimlerin hemen ardında Diyarbakır, da ihya der başkanının öldürülmesi, vb gelişmeler artık üç yıldır devam eden çözüm sürecinin farklı bir noktaya doğru gittiğinin göstergesiydi. Ve daha sonra Suruç olayı akabinde iki polisin evlerinde öldürülmeleri artık çatışmazlık sürenci bitiren son gelişmelerdi. Artık bu süreçten sonra devlet PKK, ye yönelik topyekûn harekete geçti PKK, nin kandildeki üstlerini vurdu, ona büyük zayiatlar verdirdi. Eş zamanlı olarak da şehir yapılanması KCK ye yönelik gözaltı operasyonları yaptı.  Bu arada PKK de gerek şehir yapılanmalarıyla gerekse de diğer unsurlarıyla polis ve askere yönelik pek çok saldırı yaptı, yollara döşediği mayınlı tuzaklarla güvenlik güçlerine büyük zayiatlar verdirdi. Bu çatışma hali bir bilinmeze doğru şu an böyle devam edip gitmekte.

Bu çatışma hali sürerken koalisyon görüşmelerinden bir sonuç alamayan partiler cumhurbaşkanı tarafından bir kasımda tekrar seçime gitmek için kendilerini yeniden bir seçim koşuşturması içinde buldu. Artık şimdi tüm hesaplar bir kasım ve sonrasına yöneliktir, şayet üst akıl dedikleri oyun kurucular, bu seçimlerde Türkiye’yi tekrar siyasal bir çıkmazın içine sokmayı başarabilirlerse planlarını rahatlıkla icra edebilecekler ki bu plan da Türkiye’yi ırak ve Suriye gibi bir kaosun içine sokmaktır.

Bir kasım seçimlerinde tek başına bir iktidar çıkmazsa yâda hdp barajın altında kalırsa bu planlarını rahat bir şekilde icra edebilecekler. Bu satranç tahtasında diğer partilerin tutumları da önemlidir, ancak Burada iki kilit parti var, AKP ve HDP. AK partinin tek başına iktidar olması ve HDP, nin de barajı aşarak tekrar meclise girmesi ve PKK ile arasına bir mesafe koyup artık siyasal zeminde tüm mücadelesini yapması noktasında bir tutum sergilemesi kanımca bir denge ortamı oluşacağından ve her kesin istediğini alması dolayısıyla sahnelenmek istenen büyük oyun akamete uğrayacaktır. Aksine yarınların Türkiye, sini sosyal siyasal ve ekonomik büyük sorun ve sıkıntıların bekleyeceğini söylemek herhalde kehanet olmasa gerek…

“En kötü barış en iyi savaştan iyidir” gerçeği çerçevesinde yarının Türkiyesinde gerçek bir barışın hakim olması temennisiyle..

 


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa