Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Furkan Yasin
Kürtlerin Din ve ideoloji ile Kısa bir Serencamı e

Kürtlerin Din ve ideoloji ile Kısa bir Serencamı

Kürtler Ortadoğu halkları içerisindeki en kadim halklardandırlar. Binlerce yıllık bir tarih ve kültüre sahip olan Kürtler İslami yeti kabul eden en kadim milletler içerisinde yerlerini alırlar. Türklerden yaklaşık iki yüz yıl önce Hz Ömer döneminde 637 yılında islamı kabul etmişlerdir.

Kürtler İslam, ı kabul ettikten sonra, İslam Kürtlerin bireysel yaşamlarından toplumsal yaşamlarına kadar hayatlarının her noktasında hayatlarını kendisine göre dizayn ettikleri yegâne hayat nizamı olmuştur. Bu kabilden tarih buyunca kürler içerisinde çok büyük devlet adamı, âlim komutan, ilim ve bilim insanı çıkmıştır, bunlar herkesin malumu bunları burada tek, tek saymaya lüzum yok.

İnançlarına bu kadar bağlı olan ve her şeye rağmen inançlarından taviz vermeyen Kürtler özellikle günümüzde bu anlamda çok ciddi bir asimilasyonla karşı karşıyadırlar. Kendilerine toplumları dizayn etme misyonunu yükleyen bazı toplum mühendisleri Kürtleri İslami inançlarından koparıp seküler ideolojilerin gömleğini giydirmek için harıl, harıl çalışıyorlar. İşin acı tarafı bu projelerini gerçekleştirmek için de projelerinde Kürtleri kullanıyor olmaları.

Nasıl ki TC cumhuriyetinin kuruluş aşamasında bu ülke insanına bir deli gömleği giydirildiyse şu an da Kürtler için de bu tarih tekrar tekerrür ettirilmeye çalışılıyor.

Bu ülkede seküler ve faşizan bir temel üzerine kurulan ve farklı renkleri yok sayan bir cumhuriyet kurulduğundan beri dilleri ve kimlikleri yok sayılan kürtler hem Müslümanlıklarından hemde ırklarından ötürü iki defa bu militarist sistemin zulmüne maruz kaldılar.

Aslında tüm ideolojik seküler sistemlerin doğasında şöyle bir anlayış yatar “ya benimsin ya kara toprağın” yani onlar için ötekinin yaşama hakkı yoktur. Kendilerinden olmayan kendileri gibi düşünmeyen her kes ya haindir ya satılıktır yâda düşmandır. Türk olmuş kürd olmuş hiç far etmez, Irkçılık penceresinden pakınca bu böyledir. Yani bu hastalıklı zihniyetin farklı renklere tahammülleri yoktur.

On yıllardır Kürtlerin gasp edilen haklarının özgürlüğü için mücadele verdiğini söyleyen sol-sosyalist tandaslı örgüt ve yapılanmalar kürdistanda kendilerince bir mücadele yürütüyorlar. Tamamen seküler Marksist temellere dayalı bu örgütler, gelinen süreçte bu anlamda bir mesafe kat etmiş olarak görünse de, öte yanda kendileri apaçık bir şekilde bazı uygulamalarıyla özellikle kürtler arasında daha derin sorunların ve ayrışmaların oluşmasına, yaşanmasına zemin hazırlamış ve sebebiyet vermişlerdir.

Zira bu anlayış sahipleri her seküler ideoloji gibi güç ahlakına sahip olmadıkları için, sahip olduğu güç! Sayesinde farklılıklara tahammüllerinin olmadığını apaçık göstermiş ve bunu bir silah olarak her vesileyle kullanmaktan geri kalmamış.

Özellikle Dine dindarlara ve dini değerlere karşı hazımsızlıklarını her fırsatta ortaya koyuyorlar. ”mağluplar galipleri taklit eder” sosyolojik tespiti mucibince daha düne kadar seküler ve faşist bir sistem tarafından her türlü hakları gasp edilen ve akla hayale gelmeyen

zulümlere maruz bırakılan kürdler, bunların vermiş olduğu mücadele neticesinde bir noktaya geldi, bir güce dünüştü. Ancak gücü adaletin emrinde kullanacakları bir mantaliteye sahip olmadıkları için, şimdide kendileri, aynı şekilde kendisi gibi düşünmeyen mücalede yöntemine ve ideolojisine mesafeli olan kürtleri hain satılık yâda sisteme, devlete bağlı şeklinde yakıştırmalarla ötekileştirme ve sindirme siyasetini apaçık bir şekilde yürütmekten geri durmuyor.

Daha düne kadar Kürtlerin geri kalma nedenlerini islama bağlayanlar. Müslümanlar açısından kutsal olan dini bayramları kara bayram ilan edip kutlanılmaması adına söylemler geliştirenler. Ve söz konusu din olunca bu anlayış sahipleri din ve dindarlık ile mücadele etmek için Kemalist sistemden bile yardım talep edecek kadar renklerini belli etmişlerdir.

Ancak gelinen süreçte Kürtleri tamamen dinlerinden inançlarından uzaklaştırmayı başaramadılar. Ve bu onları farklı bir siyaset gütmelerine neden oldu. Gerek Türk modernleşme hareketi ve gerekse de Kürt modernleşme hareketi olan tüm seküler anlayışlar dini hiçbir zaman birey ve toplum için bir kurtuluş yolu olarak görmeyen anlayışlardır. Bunlar her zaman Dini tamamen bir çıkar yolu olarak gören ve bunu kullanmaktan teenni etmeyen anlayışlardır. Dolayısıyla bunlar ideolojik inançları gereği dinin yanında değil hep karşısında olmuşlardır.

Onun için şimdi bakıyorsun mevlid proğranları tertiplemekten tutun, sözde İslami paneller tertiplemeye, toplumda dindar bilinen kişileri çeşitli makam ve mevkilere getirmelere ve artık bir din dili söylemini ciddi bir şekilde geliştirmelerine varana kadar, bu işe ciddi el atmış görünüyorlar. Bu siyasetleriyle hakikati bilmeyen insanların ağızlarına bir parmak değil, bir kovan bal çalmayı gayet iyi beceriyorlar.

Ancak herkesin bir plan ve hesabı varsa Allah,ın da bir hesabı vardır.ve en son hesabı galip gelecek olan Allah cc dur.

Allah, Kürdistan daki Müslümanlar başta olmak üzere, yeryüzündeki tüm Müslümanları aziz kılsın. Nerede ve kim olursa olsun Müslümanlar üzerine kötü hesap yapan zalimlerin münafıkların ve kâfirlerin şerlerine karşı Müslümanları korusun. Onların tasarladıkları oyunları bozsun hile ve desiselerini başlarına geçirsin ve tüm Müslümanlara vahdeti ve özgürlüğü lütfetsin. amin

 


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa