Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
MUSUL, KERKÜK VE HALEP’TE BATI’NIN AMACI DOKUYU BOZMAK
26 Ekim 2016
MUSUL, KERKÜK VE HALEP’TE BATI’NIN AMACI DOKUYU BOZMAK

Fırat kalkanı harekatı genişleyip derinleşiyor. Artık Fırat’ın batısı da doğusu da hedef… Batı’nın oyun planı Musul, Kerkük ve Halep’te tarihsel dokuyu bozmak…

Haber10 Röportaj/Tahir Özışık

Suriye’de Fırat Kalkanı operasyonu derinleşiyor. Artık Fırat’ın batısı da doğusu da hedef. Ankara, bir yandan insani yardım yetiştirmeye diğer yandan Halep’i tamamen düşmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Irak’ta da Musul operasyonu sürüyor. Bir yanda DAEŞ diğer yanda Haşdi Şaabi tehlikesi… Suriye ve Irak’taki ateşten günleri, SETA Dış Politika Direktörü Ufuk Ulutaş ile konuştuk…

Gündem Musul ve Kerkük ama Suriye’de de insanlık dramı sürüyor. Halep, İdlip, Lazkiye harap oldu. Orada durum nedir?

Fırat Kalkanı harekatı ilerlerken Rusya destekli Esed güçleri Halep’i düşürmeye çalışıyor. Amaçları ABD’de seçimler yapılmadan, başkan değişikliği olmadan, Halep’te kendi gerçekliklerini oluşturmaya çalışıyorlar.  Nedir? Rejim güçleri, muhalifleri tamamen teslim olmaya zorlayacak bir düzen oluşturmaya çalışıyor.

YIPRATMA SAVAŞINA DÖNÜŞTÜ

Bu aşamada ABD, muhalefete destek vermeyecek, gerçi bugüne kadar ne kadar destek verdiği de tartışılır. Bu açıdan orada bir kilit durum var. Özellikle Ruslar, sivillere çok büyük zayiat verdi. Sahada kazanım da elde etseler, Doğu Halep’i düşürecek hamleyi bir türlü yapamıyorlar. Doğu Halep’te durum bir yıpratma savaşına dönüşmüş durumda.

KÖRFEZ DEVREYE GİRMELİ

Türkiye bir yandan Rusya ile ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor, bu durum Fırat kalkanı operasyonu için önemli. Aynı zamanda Halep’in düşmesini önlemeye çalışıyor. Bu noktada Türkiye’nin Körfez’deki müttefiklerinin devreye girmesi lazım. Devreye girmeli ki sahadaki muhalifler direnebilsin, hatta belli noktalarda karşı saldırıya geçebilsin. En azından ABD’de Başkan değişene kadar mevcut durumda bir değişiklik olmasın.

MUSUL, KERKÜK VE HALEP KADERİNE TERK EDİLEMEZ

Analistlerin genel kanısı Musul, Kerkük ve Halep güvende değilse, Türkiye güvende olmaz şeklinde. Türkiye, kendi güvenliği için ne gibi hamleler yapmalı?

Şu anda Türkiye’nin yapmaya çalıştığı da tam olarak budur. Bu tür şehirlerin dizayn edilmesinde Türkiye’nin öncü rol alması gerekir. Musul’un dizaynını ABD’ye, İran’a, Irak merkezi hükümetine  bırakmamak şu an yapacağımız en büyük iş. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte yerel unsurlarla bağımız kuvvetlendiriyoruz.

MESELE BURALARI YÖNETME MESELESİ DEĞİL

Bahsedilen coğrafya tarihsel ve siyasi olarak, Musul’dan bahsedelim mesela, Bağdat’tan ziyade Türkiye ile iç içedir. Bu da Türkiye’ye doğal bir nüfuz alanı sağlıyor. Türkiye de şu anki askeri kazanımları ve desteğiyle bunu korumaya çalışıyor. Tarihte de benzeri durumlar söz konusu.

Mesele bu kentlerin yönetilmesi meselesi değil! Defalarca söylendi: Türkiye, Suriye’nin de Irak’ın da toprak bütünlüğüne saygı duyuyor. Buraların Türkiye’ye katılmasından ziyade bu bölgelerin tarihsel dokusunun korunması ülkemizin çıkarına olur. Aksi halde Türkiye için ciddi güvenlik zafiyeti yaratır. Yapılamaya çalışılan da bunu engellemek.

FIRAT’IN BATISI DA DOĞUSU DA HEDEF

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de geçen hafta ilk kez PYD/YPG gruplarını hedef almasını nasıl değerlendirmek gerekir?

Bu normal bir süreç.. Bunun devam etmesini bekliyorum ve umuyorum, olmak zorunda. PKK ile mücadelede Fırat Nehri’ni bir ayraç olarak kullanmamalıyız. Fırat sadece bir nehir onun dışında PKK’nın varlığı açısından hiçbir önemi yok. Doğudaki varlığı da batıdaki varlığı da bir.

Afrin ne kadar hedefse Telabyad da Haseke de benzer şekilde PKK varlığı tamamen hedeflenmeli. Bence Fırat Kalkanı operasyonunun stratejik hedeflerinden biri de bu ama her şeyin bir zamanı var. Önce El Bab’ı ele geçirelim ardında da Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi ardından Menbiç’i de diğer PKK’nın bulunduğu yerlere de uzanmak zorunda kalacağız gibi görünüyor.

TÜRKİYE MUSUL OPERASYONUNDA VAR VE OLACAK

Bağdat’ın Başika alerjisi nedir? Bir de ‘Türkiye Musul operasyonunda yok’ çıkışı yaptı!

Türkiye operasyonda var! Ve var olacak! Bu bir tartışma konusu bile değil. Başika’dan bahsediyoruz malum. Türk askerinin Başika’da askeri varlığı zaten vardı; var. Çatışmalar malum Başika civarında cereyan ediyor. Peşmerge’ye verilen destek de Türkiye’nin doğal olarak var olduğu bir coğrafyadaki tepkinin sonucudur.

Başika meselesi Irak’ta biraz milli hassasiyete dönüşmüş durumda. Milli hassasiyet derken şunu kast ediyorum: Irak merkezi hükümeti, ülkedeki Şii partiler arasındaki güç dengesi içerisinde kendi pozisyonunu güçlendirebilmek için Türkiye ve başika meselesini bir araç olarak kullanıyor.

Kim Türkiye’ye daha şiddetli bir eleştiri yöneltirse, o partinin daha çok meşruiyet sağladığı fikrindeler. Bir Maliki, bir Sadr bir İbadi tarafından iç siyasette elini güçlendirecek bir araç olarak kullandıklarını görüyoruz Türkiye meselesini.

Ancak bu işin söylem tarafı. Sahadaki gerçeklikler ise böyle değil. Türkiye zaten sahada var,… Başika’da ve Kuzey Irak’ta bizim askeri kamplarımız var; bizim eğittiğimiz Ninova Muhafızları devrede, yine bir kısmını bizim eğittiğimiz diğer kısmıyla da yakın müttefiklik içerisinde bulunduğumuz Peşmerge devrede.

IRAK MERKEZİ ORDUSU BİR ŞAKA!

Türkiye’nin Musul operasyonunda pozisyonu ve Ankara’yı dışarıda bırakmaya çalışan Batı’nın oyun planı nedir?

Kısa vadede öncelikle benim görebildiğim Musul operasyonunda bir Haşdi Şafi Şii milislerinin genel olarak katılabileceği bir ihtiyaç durumu yaratılmaya çalışılıyor. Malum olduğu üzere İbadi’nin ilk açıklamalarında Musul içerisine Irak Ordusu ve terörle mücadele güçlerinin gireceği yönündeydi.

Fakat Kerkük’te garip bir DAEŞ saldırısı yapıldı ve hemen oraya PKK ve Haşdi Şaabi sevk edildi. Kerkük’te yaşanan olayın bir benzeri Musul’un birçok noktasında hayata geçirilecek ve ‘Irak merkezi ordusunun da Haşdi Şaabi’ye ihtiyacı var’ izlenimi oluşturulacak. Onlara da alan açılmış olacak.

Irak Merkezi ordusu bir ‘şaka’.  Irak Terörle Mücadele Birimi, Maliki yönetimi altında mezhepçi bir grup. Bu Haşdi Şaabi ise sayıca çok fazla.. DAEŞ’e kaşı kullanılmak isteniyor. Musul temizlendikten sonra bu Haşdi Şaabi’den bir grup burada kalıp  kenti kontrol etmeye başlayacak. Sayıları fazla olduğu için birçok alanı tutmaya çalışacaklar.

Operasyon hazırlıksız başladı tabi böyle olunca da bir süre sonra kendi oyun planlarının çok işlemediğini görecekler. Bu nokta da Haşdi Şaabi gibi güçleri devreye sokmaya çalışacaklar.

BÖLGE YENİDEN DİZAYN EDİLİYOR

Irak ve Suriye’de yaşananlar için 3. Büyük paylaşım savaşının ayak sesleri mi yoksa ta kendisi mi?

Paylaşım savaşı demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama bölgenin şekillendirildiği bir gerçek. Bölgenin paylaşılmasından ziyade yeniden şekillendirilmesi diyebilirim. Bölgenin şekillendirilmesi Irak savaşı ile başladı. Özellikle Irak demografik olarak yeniden dizayn edildi ve yeni bir gerçeklik oluşturuldu. Ve Irak üzerinden İran fazlasıyla sivrildi.

Biz bunu Suriye’de de gördük.. İran’ın etkisi Suriye’ye de uzandı. Özellikle, İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakereler sırasında ABD’nin İran’la yakınlaşması üzerine enteresan bir ittifaklar manzumesi oluştu. Klasik ABD’nin Ortadoğu’da müttefikleri Suudi Arabistan, Türkiye ve İsrail ki mevcut durumdan oldukça şikayetçiler.

İran’ın ABD ile olan yakınlaşması müzakereler sürecinde başladı ama şu an Irak’ta devam ediyor. Şimdilerde bölgede en büyük iki müttefik; birlikte hareket ediyorlar. Bu sanki ABD’nin geleneksel müttefiklerine karşı İran’ı bir denge unsuru olarak ortaya çıkardığı bir dönem.   İran üzerinden bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalıştı ve güçleri birbiriyle dengeleyerek sınırlandırmaya çalıştığı bir dönem.

İŞGALLE BİRLİKTE IRAK’IN TEMELLERİ DİNAMİTLENDİ

Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü yakın gelecekte sağlanabilir mi?

Irak diye bir devlet uzun süredir yoktu zaten.. İşgalle birlikte Irak devletinin altı dinamitlendi. Ardından 2006 yılında Maliki’nin seçilmesiyle birlikte Irak’ı bir arada tutan sosyolojik yapı ortadan kalktı. Hem mezhepsel kaynaklar harekete geçirildi; Şii dominasyonuyla birlikte özellikle Sünniler kendilerini Irak’tan kopuk hissetmeye başladı.

İkinci mesele de Kuzey Bölgesel yönetimi, merkezi hükümetle olan bağını mental olarak kopardı. Birçok noktada egemenlik tartışmaları yaşanıyor, defakto yönetimler var. İşgal zamanlarını hatırlayalım.. DAEŞ tehlikesine karşı merkezi hükümet hiçbir şey yapamamışken Kuzey Irak’ın merkeze karşı bağlılığını düşünmek çok absürt kaçar. Yeni şekillenen Irak aslında birbirlerinden kopuk farklı entitiler, varlıklar üretiyor. Bütün bunlar Irak’ın mental olarak da bölünmüş olduğunu gösteriyor.

Sahada bunun gerçekleşmesi biraz zaman alabilir ama nihayetinde sahada çok büyük değişiklikler olmadan, adil güç paylaşımı konusunda ilerlemeler yaşanmadan Irak’ın bölünmesi meselesi gündemde kalacaktır.

 O ZAMAN ENGELLEDİLER BUGÜN DE YAPTIRMAZLAR

1924 yılında yapılan oylamada Musul halkının yüzde 65’i Türkiye’ye bağlanmaktan yana oy kullanmıştı ve bu durum İngiltere Fransa ve ABD tarafından hasıraltı edilmişti. İlerleyen zamanda benzer bir durum için kapı aralanabilir mi?

O zaman plebisitin belirleyici olması konusunda Milletler Cemiyeti’ne yapılan baskı, İngiltere’nin çabalarıyla sonuçsuz kaldı. ‘Halkın ne istediğinin önemi yok’ dedi İngiltere o zaman; şimdi de aynı pozisyondalar.  O plebisiti (Halk oylaması) ne zaman yaparlar biliyor musunuz? Musul’dan bütün Sünniler sürülür, oraya merkezi hükümetin adamları yerleştirilirse, işte o zaman “yapalım” derler. Sosyolojinin, kendilerinin karşısında olduğunu bildikleri için öyle bir şeye şimdi yaklaşmazlar.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa