Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Öyle bir ayna ki, kim baktıysa kendi bilinçaltını gördü
10 Temmuz 2016
Öyle bir ayna ki, kim baktıysa kendi bilinçaltını gördü

Öyle bir ayna ki, kim baktıysa kendi bilinçaltını gördü

Öyle bir ayna ki, kim baktıysa kendi bilinçaltını gördüSuriyeliler’i istemiyoruz, diyen vatandaşlarla konuştum. Sabırla, ciddiye alarak, anlamak için dinledim hepsini. Dikkatlice dinledim, çünkü gerçekten gözümüzden kaçan, onların yakaladığı ve bizim fark etmediğimiz büyük bir felaket söz konusu olabilirdi. Suriyeliler gelmesin diyenlerde ilk gözüme çarpan bu konuda en radikal olanların Balkan göçmenleri olmasıydı. Özellikle Selanik ve Bulgar göçmenleri çok keskin ve sert bir tavır içindeler.

Zeytinburnu’nda yaşayan Afgan göçmeni Abdullah Bey 34 yaşında. Nevşehir’de doğmuş. Abdullah beyin babası Abdülmelik Bey ise ilk geldikleri günü, “1982’de Başbakan Bülent Ulusu’ydu ama bizi Cumhurbaşkanı Kenan Evren almıştı” diye anlatıyor. Baba Abdülmelik, Suriyeliler konusunda kucaklayıcı değil ama oğlu kadar sert de değil. Oğul Abdullah Bey ise, kesinlikle karşı. “Kamplarda kalsınlar, devlet zaten bizim vergilerimizle bakıyor onlara, savaş bitene kadar kalsınlar, savaş bitince geri dönsünler” diyor. Baştan söyleyeyim “Siz de göçmesiniz işte, sen gelmişsin de onlar niye gelmesin” demedim, onlar da zaten lafı oraya hiç getirmediler çünkü hepsi artık benden daha fazla Türkiyeli. (Maşallah)

“Vatandaşlık verilmesinin ne zararı olabilir diye” sordum.

“Türkiye’de bu kadar ihtiyaç sahibi varken madem elimizde bir para var bunu niye kendi vatandaşımıza harcamıyoruz” dedi. Bu arada KPSS’ye hazırlanan Abdullah yeterli puanı alırsa devlet memuru olmayı hedefliyor.

Bayrampaşa’da yaşayan Selanik göçmeni bir bey ise lafa “Biz de göçmeniz tamam ama bunlar gibi değildik kardeşim, bunlar fırsatçı dilenciler” diyerek itiraz etti.
Bulgaristan göçmeni (Bulgar göçmeni değil) bir bey ise, “Biz Suriyeliler’le aynı kefede değiliz, biz Türk’üz, Suriye’de de Türkler varsa onlar gelsinler ama Araplar’ı niye dolduruyorsun” diyerek itiraz etti.

Siirtli Arap asıllı pazarcı bir bey aynen şunları söyleyerek itiraz etti: “Araplar’ın ne yapacağı belli olmaz, din kardeşim diye diye içimize alıyoruz hata ediyoruz, bunlarda her türlü pislik olur. Nereden bileceksin hangisinin DAEŞ’çi olduğunu…”

Kısa örneklerini yazdığım “Suriyeliler’i istemiyoruz” diyen insanlarla görüşmelerimden şunları anladım:

Bir: Farkında olmadan faşist terörün kitlesi oluyorlar. Bu insanlara sorsam, kendilerini asla ırkçı olarak tanımlamazlar. Fakat ağızlarından çıkan her laf aslında Irkçılığın dik alası. Zaten ırkçılar ikiye ayrılır. Irkçılık yaptığının farkında olup bile isteye kasten yapan akıl hastası faşistler ve ırkçılık yaptığının farkında olmayan ırkçı taban.

İki: Başkasını düşünüyorum numarası. Suriyeliler’e itiraz edenlerin hiçbiri kendini düşünmüyor hep başkasını düşünerek, başkası adına konuşuyor. Çünkü ellerinde doğrudan kendilerine zarar verdiğini ispatlayacak argümanları yok. Mecburen, “ihtiyaç sahipleri”, “işsiz gençler”, “vergilerimiz” gibi dolaylı argümanlarla güya başkasını düşünüyorlar.

Üç: Herkes kendini o kadar küçük, o kadar pamuk ipliğinde, o kadar bıçak sırtında hissediyor ki, birkaç milyon Suriyelinin bütün dengeyi altüst edip batacağımızı zannediyorlar. Tarihin farkında değiller, Anadolu’nun farkında değiller, Türkiye’nin farkında değiller ve dahi kendilerinin de farkında değiller. Çizdikleri resme göre daha birkaç sene önce kurulmuş aciz, zayıf ve ihtiyaç sahibi bir ülkeyiz.

Dört: Suriye’yi başka bir memleket zannediyorlar. Kars gibi, Kayseri gibi, Hatay gibi aslında memleketimiz olduğunun farkında değiller. Çanakkale’de 6.000 Şamlı’nın, 4.000 Humuslu’nun savaştığını söyleyince bile bir etkisi olmadığı için gafletin sıradan bir tarih bilgisi eksikliği olmadığı anlaşılıyor.

Suriyeler gelince zenginleşeceğimizin farkında değiller. Bu zenginliğin Allah’ın emri olduğunun farkında değiller. (Hucürat Suresi 13) Büyük devlet olmanın gelenlerden korkmak yerine, gelenlere kucak açıp onları memleketin bir parçası haline dönüştürmek demek olduğunun farkında değiller. Bu kadar zincirleme gaflet yaşarken Suriyeler hepimize ayna oldular. Onlara baktık, kendi göçebe bilinçaltımızdan öyle bir korktuk ki o büyük tarihin pratik karışlığı ne zayıfmış, ne kadar da korkak ve içine kapalı tedirgin bir ülkeymişiz meğerse sonucu çıkmaz mı?

DİRİLİŞPOSTASI /Erem Şentürk


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa