Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Savaşları başkaları üzerinden izlemek!…

Savaşları başkaları üzerinden izlemek!…

Savaş insanlar için çok çirkin bir şeydir!..

O kadar çirkin ki, savaşan taraflar bile zaman zaman yaptıklarından utanır duruma bile gelebilmektedirler.

Savaş genelde korkak insanların işi olduğu için böylesi insanlar girmiş oldukları psikolojik travma içerisinde gözlerini kırpmadan yakıp yıkmaktadırlar. Öyle ki, ellerindeki silahlarla binlerce hatta yüz binlerce insanın bir anda yok olmasına, bir o kadarının da sakat kalmasına sebep olmaktadırlar.

Olaylara savaşanlar cephesinden bakıldığında hiçbir zaman galibi olmayan, bir galibiyeti elde etmek için çarpışmaktadırlar. Bunu yaparlarken geride milyonların yüreklerinde bırakmış oldukları acı, doğal dengede yapılan tahribat, coğrafyaların değişmesi, hepsinden de önemlisi insanların ölmesi bunların hiç biri ama hiçbir önemli değil savaşan taraflar, galibi olmayan galibiyetlik için.

Bu işin bir başka tarafı da vardır oda olanları dışarıdan izleyenler. Bunları da iki başlık altında ele almak mümkündür.

Birincisi savaş vahşetini destekleyenler, İkincisi ise savaşı desteklemeyenler.

Savaşa hak verenler yakılıp yıkılmaların, insanların ölmesinin onlar için hiçbir anlamı yoktur. Olayları ve gelişmeleri bir film izler gibi izlemekte savaşın aktörlerini ve senaristlerini cesaretliklerinden dolayı överler. Bunlar sadist ruhlu, insanlıktan nasiplenmemiş, insanlıklarından istifa etmiş insanlardır.

Bir kısım insanlarda vardır ki, izledikleri haberler veya duydukları haberler karşısında ah vah eder gelişmeleri izlemekle yetinirler. Bunlar her ne kadar ikinci gurupta yer alsalar bile dünyevi menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda gerektiğinde güçlüden yana tavır alırlar. Savaşan taraflardan güçlü olanın borusunu öttürürler.

Bunların yanında bir de yüreği yananlar vardır. Dini, dili, düşüncesi ne olursa olsun insanı duyguları ağır basan insan gibi insanlar vardır!.

Bunlar bir şey yapamamanın ezikliği içerisinde gelişmeleri takip ederler!..

Toplumda insanlar konuşurlar falan yerde şu kadar kişi öldü, şu kadar yaralı var. Buna kimileri hak etmişler, bize nesi, bırakın birbirlerini vursunlar mantığıyla hareket edenler olduğu gibi olanlar karşısında insanı tepkilerini ortaya koyanlarda vardır.

Bunlar gâh sokaklara çıkar toplumsal tepki oluşturmak için çalışırlar. Gâh sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirerek vicdanı seslerini meydanlara taşır iktidarları hareketlendirmek için. Bütün bu reaksiyonlar bir gerçeği değiştirmeye yetmiyordur, çünkü bütün bunlar kısır kalmakta güçlünün gücünü kıramamaktadır.

İnsanlar tek noktada uzlaşma sağlamaktadırlar o da karınları yani “mide”!..

Genci, ihtiyarı, çocuğu; siyahı-beyazı, dinlisi-dinsizi fark etmiyor acıktıklarında bir şeyler yiyerek açlıklarını gidereceklerinin farkındadırlar.

Öyle ki, deli olanların bile yemek yerlerken lokmalarını ağızlarının dışında bir yerlerine götürmezler. O nedenle insanların genel anlamda karın dışında ortak noktalarını bulmak oldukça zordur.

Tabii ki bu durum Müslümanlar için söz konusu değildir onlar kendileri dışındaki insanları savaş hallerinde bile ölçü olarak almış oldukları Allah ve resulünün belirlemiş olduğu ölçüye göre davranmak zorunda olduklarının farkındadırlar.  İnsanlık kendi geleceğini kurtarmak, rahat edebilmek için karın dışında ortak bir nokta oluşturmak zorundadırlar o da İNSAN!..

Esas nokta insan olmalı, insan olmalı ki, savaşlar dursun, silahlar üretilmesin, insanların katledilmeleri imkânı ortadan kalksın.

Bugün insanlığı, maruz kaldığı felaket ve sefaletten kurtaracak olanlar, inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi olanlar varlıklarını anlamlaştıracaklardır. 

Bedeni arzularını aşan, dünü başka bugünü başka olmayan, tavrını ve davranışlarını değiştirmeyen kişiler anlamlaştıracaklardır. Kanaatkârlığını başkalarının varlıklarına ve saltanatlarına terci edenler, Kararlı ve samimî, bugünün hesabını yarın Allah’a verecekmiş gibi hazırlık yapan, vazifesini, menfaatine alet ve vasıta yapmayan kişiler anlamlaştıracaklardır.

Dünyanın dört bucağında, neden geç kaldınız deyip feryat ve çığlık atan çeşitli yaşta, başta, kültürde, renkte, ırkta milyonlarca insanın, çığlıklarını duyup anlayabilecek onlara derman olmayı başarabilenler anlamlaştıracaklardır.

Sonuç olarak insanlığın yozlaşmasının, yoldan çıkmasının nedenlerini tespite çalıştığımız da karşımıza şunların çıktığını görmekteyiz…

İnançsızlık, manevi hayatın pratik hayattan uzaklaştırılması, salt maddenin hâkim olduğu bir düşüncenin olumsuz olarak hayatımıza yansıması, dünyaya, insana ve eşyaya bakıştaki çarpıklıklar, gerçeklerin göz ardı edilmesi; bütün bunların ortaya çıkarmış olduğu kötü sonuçlar hakkında peygamberlerin getirmiş oldukları düzenlere duyarsızlık bütün bunlar başlıca sebeplerdir.

Unutulmamalıdır ki, sorumluluklarının bilincinde olamayan ve kendilerine yüklenilen görevin gereğini yerine getirmeyen insanlar ve toplumlar ömürlerini tüketip tarihin sahifelerine gömülüp kaybolacaklardır.

Tarihin sahifelerinden dersler çıkarıp yaşayabilenler geleceklerini hep aydınlık yapmayı başaracaklardır!..

Savaşan tarafların galipleri yoktur, çünkü savaşan insan dolayısıyla kaybedende insan olmaktadır. Bu savaşların durması için korkudan emin olunan, insanı kaybetme korkusundan uzaklaştıran maneviyat buna bağlı olarak Allah korkusu olmalıdır. Savaşa taraf olmak veya olmamak sonucu değiştirmemektedir, önemli olan yapılan eylem noktasındaki duruştur o da peygamberi metottaki duruş.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa