Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Sokağa bırakılan çocuklar & terk edilen yaşlılar açısından suçlu kim?…

Sokağa bırakılan çocuklar & terk edilen yaşlılar açısından suçlu kim?…

 “Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir hatadır.(İsra:31).

Toplumumuzda barınmakta olan bir takım insanlar nasıl bir ruh taşıyorlar ki, karnında dokuz ay boyunca taşıdığı, yedirip içirdiği, dert ve sıkıntı içerisinde büyüttüğü, ağladığında uyumadığı. Hastalandığında da üzüldüğü en değerli varlığı olan çocuklarını bir anda değişime uğrayarak, hiçbir şey hissetmeden cami avlularına, çöp bidonlarına veya apartman boşluklarına bırakabiliyor hatta daha da canileşerek öldürebiliyorlar.

Bütün bunlar neyin ve kimin eseri?.

Bir toplumda maneviyat yok edilir, varlıklı veya şöhret sahibi kimselerin yapmış oldukları pislikler hoş karşılanır rutin görülürse, ebetteki yoksul kesimden olan gençlerde onları taklit edecek ve aynı işlemi yapmaya yelteneceklerdir.

İşte bunların yaptıkları suç olur çünkü öyle bir sistem işlemektedir ki, güçlü olan kurtulabiliyor zayıf olanlar ise yaptıklarıyla rezil edilip aşağılanıyorlar.

Kanunlarla bu işi halletmeye kalkışanlar başka bir kanunsuzluğu ortaya çıkarmaktadırlar varlıklı güçlü olanlar için kılıf uydurulabiliniyorken güçsüzler ise çaresi kalmaktadırlar. Sözde insanları korumak adına çıkarılan kanunlar aynen örümcek ağı misali güçlü olanlara delip geçmekte, zayıf olanlar ise takılıp kalmaktadırlar.

Gene aynı toplumumuzda yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, kanını ve emeğini vererek büyüttüğü, okuyup adam olmaları için cebindeki tek kuruşu dahi esirgemeyip harcadığı, büyük fedakârlıklarla büyüttüğü çocukları tarafından dövülen, horlanan, dışarı atılan yaşlı insanlar nasıl ve hangi ahlaki anlayışla böylesi muamelelere maruz kalabiliyorlar.

Kendilerini biraz daha çağdaş görüp cıvıtanlar ise anne babalarını huzur evlerine veya darülacezelere yerleştirebiliyorlar.

Oysa yüce dinimiz bizlere bu konuda da şöyle buyurmaktadır: “Rabbin, O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: Öf bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge.(İsra:23–24)”

Bunları yapabilen insanlar bir an veya bir saat sonrası meçhul olan bir yaşam için çocuklar: annelerini, babalarını, anne-babalar: evlatlarını terk edebiliyor, insanlar bu kadar aşağılaşabiliyor.

Hani kendilerini insan gören insanlar, insan en değerli varlıktı, Eşref-i mahlûkattı?….

Hani nerede basiretli davranması gereken insan, nerede akla işlevlik kazandırması gereken vicdan, nerede insanı insanlaştıracak irade?

Bu insanlara ne oldu da insanın erdemliliğini sağlayan, insanı diğer varlıklardan ayıran bu faktörler birden bire yok oldu?

İnsan ya da insanlar canileşti kimdir bunun sorumlusu? “Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir. (Nisa:147)”

Allah’ın üstün olarak yarattığı akıl, irade, bilgi, acıma hissi, merhamet ve şefkat gibi duygularla donattığı insan; kendini ve cinsini yok edebiliyor, kendisinden bir parça olan çocuklarını ölüme terk edebiliyor. Anasını, babasını, kardeşini hatta arkadaşını acımasızca biçip öldürebiliyor?…

Bütün bunları sözüm ona verilen eğitimin yetersizliği, insanı ıslahtan uzak olması gibi nedenlerdendir!. 

Yalnızca bir kanun çıkarılarak, bu tür vahşetlerin önlenmesi mümkün değildir. Bu konuda toplumu beklenti içine sokmak doğru olmaz. Toplumun ve gençliğin ıslahı için projeler süratle hayata geçirilmelidir. “Bir toplum kendi yapısında olanı değiştirmedikçe, Allah o toplumun yapısında olanı değiştirmez.(Rad:11)”

Her otuz-kırk senede bir, milletin en aktif ve en verimli kesimini teşkil edecek nesiller, bugünkü çocuklardır. Çocukları küçük ve değersiz görenler, millet hayatında, nasıl mühim bir unsuru hafife aldıklarını düşünüp ürpermelidirler.

Toplumda an itibarıyla ezilen horlanan ve dışlananlar hep kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olmaktadır. En fazla sömürülenler ise çocuklardır, onlar daha doğum sırasında doğurulsun mu, doğurulmasın mı? Tartışmalarına maruz kalır. Onlar cinsiyetliklerine göre muamele görür. Onlar bir an evvel kazanca yönlendirilmek, aile bütçesine katkı sunmak için hayata alıştırılır. Onlar aile bütçesine katkı sunmak için mendil satmaya, dilendirilmeye yönlendirilir. Vs.

Bugünün nesillerinde görülen fenalığın, bir kısım idarecilerde müşahede edilen yetersizliğin ve milletçe çekilen sıkıntıların mesulleri, otuz sene evvelki hâkim unsurlardır.

Çeyrek asır sonraki her türlü facia ve faziletler de, bugünkü nesillerin talim ve terbiyesine göre yaşayanlara ait olacaktır.

Geleceğini teminat altına almak isteyen her millet, sağa sola harcayacağı zaman ve enerji kadar bir kısım imkânları da, yarının büyük insanları olacak çocukların yetiştirilmesine sarf etmelidir.

Başka yönlere harcanan şeylerin büyük bir kısmı boşa gitse bile, nesillerin insanlığa yükseltilmesi istikametinde sarf edilen şeyler, bitip tükenme bilmeyen bir kazanç kaynağı gibi devam edip duracaktır.

Günümüzde toplumun yüz karası sayılan; sefiller, şerliler, anarşistler, ayyaşlar, morfinman ve esrarkeşler..

Dün terbiyelerinde ihmal gösterdiğimiz çocuklardır!.

Bilmem ki, bugünkü ihmallerimiz yüzünden, yarın sokaklarımızı ne türlü nesillerin dolduracağını hiç düşündük mü..?

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa