Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
Yenilgiye yenik düşmemek.

YENİGİYE YENİK DÜŞMEMEK

Müslüman bir birey için hiçbir şart ve ortamdaki yenilgi, alanı terk edip gitmenin gerekçesi olamaz!.

Galipken de, mağlupken de varoluşunu ve duruşunu bozmamak onuru ile dik duruş sergileyebilmek Müslüman’ın vazgeçilmezidir!.

Unutulmamalıdır ki, Müslümanın mağlubiyeti de, aczini kendisine hatırlatacak onu en güçlü olana daha çok sığınmasını sağlayacaktır…

Aslında Müslüman’ın mağlupluğu gibi bir şeyi söz konusu değildir çünkü arızı olarak kaybettiği görülse bile aslında o kazanan taraf olmuştur!.

Çünkü o Rabbinin rızasını hoşnut kılmak için mücadele ettiğinden, vatanını, namusunu ve izzetini korumak istemesinden dolayı kaybetmesi mümkün değil. Böyle birinin yenilgiye yenilmesi düşünülemez.

Yenilgiye yenik düşmeyenlerin örneklerini yüce kitabımız kur-an bizler şu örnekleri vererek göstermektedir. Dokuz yüz elli yıllık uzun ve yorucu bir mücadele sonucu; tekzip, tehdit ve terk edilmişlik kendisine iman eden bir avuç azınlık.

Öyle ki, kendi hanımının ve oğlunun bile kendisini terk etmesi. Böyle bir ortam da Hz. Nuh(as) yalnızlığını ve yenilmişliğini Rabbine arz edip bir çıkış yolu araması bizlere göstermektedir ki, Müslüman’ın travma’dan öte yenilgi gibi bir teslimiyeti yoktur.

“Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kâfir toplumdan) intikam al.” (Kamer:10)”.

Evet, bir peygamber dahi olsa yenik düşebilmektedir, fakat yenilgiye yenilmek değil, teslim olmak değil o mücadelesine devam etmektedir mücadele alanı çöl ortasında gemi yapmak bile olsa.

Müslüman bir bireyin yenilgisi yenilgiye yenilmekten ziyade rabbine olan yakınlaşmasını kendisine hatırlatmaktadır tıpkı Nuh(as)’da olduğu gibi. Çünkü onun yenilgisi bir travmaya dönüşmedi bilakis kendisine yeni bir dönemin kapılarını açtı. “Biz de ‘bardaktan boşanırcasına akan’ bir su ile göğün kapılarını açtık. (Kamer:11)”.

Gök kapılarını açınca, çölün ortasındaki gemi bir anda suların yüzüne çıkıyordu. O tufan ile yeryüzündeki tüm müşriki, Tağut’i ne kadar düzen varsa taraftarlarıyla birlikte yok oluyorlardı.

Yeryüzü pisliklerden, kirliliklerden, zulümden, istihzadan arındırıldı. Gemiye binen bir avuç muvahhit Müslüman yeryüzünün hâkimleri konumuna getirildi ve yeryüzü sakinleştirilerek sular duruldu. “Yeri de ‘coşkun kaynaklar’ halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti. Ve onu da tahtalar ve çiviler(le inşa edilmiş gemi) üzerinde taşıdık; Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükâfat olmak üzere. (Kamer:12–14)”.

Hz. Yunus(as) yıllar yılı süren mücadelesinden sonra mesafe alamamanın alay ve istihza ile karşılaşmasının verdiği iç sıkıntı ile yenilgi travması yaşadı.

Öyle ki, bulunduğu toplum içerisinde onca insanın, yakınlarının varlığına rağmen yalnızlık ve yılgınlık onu sarsmış ve Ninova’yı terk etmişti. Ardından hemen ilahi ikaz kendisini sarmış. Sen misin terk eden?!…

 “Balık sahibi (Yunus’u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: “Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye çağrıda bulunmuştu. Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız. (Enbiya:87–88).”

Korku üretenler, tehdit savuranlar, sindirmek ve silmek hesapları içinde olanlar; karşılarında Allah’ın yeterliliğini ve inananların vekâletliklerinde ki kararlılıklarını göreceklerdir.

Korkunun kol gezdiği Müslümanların zaaf gösterdiği zamanlarda nasıl bir duruş ve tutum takınmaları gerektiği, Allah’a yönelmekle nasıl bir mutluluk kazanıldığı peygamberlerin ve onları izleyen Müslümanların sadakatliklerinde kendisini ortaya çıkmaktadır.

Umutsuzluğun, başarısızlığın, güvensizliğin kâbus gibi çöktüğü anlarda özellikle günümüzde, Müslüman’a umut olmak!.

Müslüman’ca bir duruş sergilemek, çölde gemiye su buldurur Nuh(as)’da olduğu gibi.

Ateşi insan karşı serin ve esenlik kılar İbrahim(as)’da olduğu gibi.

Kuyunun derinliklerinde, zindanlar da olsa bile bir çıkış yolu buldurur Yusuf(as)’da olduğu gibi.

Firavunu güçler karşı denizleri okyanusları yardırır yol buldurur Musa(as)’da olduğu gibi.

Mağarada iki kişi olsalar bile üçüncüleri Allah olur ve kurtulurlar tıpkı Resulullah(sav)’de olduğu gibi.

Yeter ki, samimiyet ve kararlılık olsun. Yenilgiye yenilinmemiş olsun!.

“Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara:249)”.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa