Van Analiz Haber
Van Analiz Haber
YILBAŞININ ALTERNATİFİ MEKKE’NİN FETHİ Mİ?

Hz. İsa’nın  doğumunun sembolü olan yılbaşı, Amerikan kökenli eğlence kültürünün  dünyaya yayılmasıyla  Avrupa’dan  ülkemize ve dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde  İlk defa  1926 yılında Tayyare Piyangosu’nun yılbaşı çekilişi düzenlemesi ve sonrasında 1929’da devletin üst kademesinin verdiği yılbaşı balosuyla, yılbaşını resmi olarak kutlamaya başladılar.

.

Osmanlı’dan reddi miras yaparak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi anlamda ve kültürel açıdan batıya entegre olduğunu gösteren ilk eğlence  türlerinden biri olduğu söylenebilir.  Çağdaşlığın göstergelerinden biri olarak lanse edilen bu eğlence kültürü, zamanla gelişerek devlet için bir rant kapısına dönüştü.

.

Müslüman Türkiye, batılılaşmanın etkisinde kalmanın bir uzantısı olarak Hıristiyan patentli dini ve kültürel bu eğlence sistemini kendi toplumuna uyarlamanın utancını yaşamadan İslam inanç sisteminden beri olmuşçasına bir ayarla kendini yeniden kurmuştur. Noel Baba denen uydurma Hıristiyan sembollerinin, Eğlence süslemelerinin, tüketim çılgınlığının bir ibadet edasıyla hayatımızı işgal etmesiyle,  çarşı pazar ve  evlerimize kadar kadın, erkek, çocuk tüm bireylerimizi esir alan bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi.  Maalesef Zevk eğlence ve şehvetin put edinildiği bir çağda yaşıyoruz.  Haz ve hızın doyumsuzca işlendiği bir çağ.” Utanmıyorsan /Allah’tan korkmuyorsan dilediğini yap” darb-ı meselini fütursuzca ayaklarının altına alan pervasız bir çağ.

.

Süslü  Vitrinler, şimdiden biletleri tükenen eğlence mekanları, fuhşun ve  her türlü alkollü içkinin  meşrulaştığı geceler,  belediyelerin tertiplediği programlar, ışıklı çam ağaçları, devlet eliyle yürütülen büyük kumarlar, millileştirilmiş piyango çekilişleri, saatleri bu çekilişlere ayarlı halk yığınları, Türkiye’den Endonezya’ya; Fas’tan Dubai’ye  hep aynı manzaralar.   İslam dünyasını ve Üçüncü Dünya ülkelerini mutlu etmenin(!), bu kapitalist ve kültürel çarka dahil etmenin uzantısı olan sahneler.  Bu manzaraların New York’tan, Paris’ten, Berlin’den pek farkı olmasa gerek.  Bu büyük mega kentlerin kanayan ruhlarının  bir iz düşümü düşer İstanbul’a, Kahire’ye, Cakarta’ya.. ve  Van’a, Bitlis’e,  Hakkari’ye..

.
Yılbaşının alternatifi Mekke’nin fethi mi?

.

Son dönemde İslamcı çevrenin Yılbaşı gecelerine alternatif olarak ürettiği Mekke’nin fethi programları ile salonlar tıka basa dolmakta. Muhafazakar kesim o gece kitlelerini televizyonların başından kaldırmak ve eğlence ortamlarından uzak tutmak amacıyla başvurduğu bu girişim sizce insanımızı ne kadar koruyabilmekte. Ruhlarını, yaşam biçimlerini feth etmeyenler, yılbaşına karşı Fetih geceleri ne kadar alternatif olabilecek? Evlerimizi, çarşılarımızı okul ve çalışma alanlarımızı ıslah etmeden Mekke’yi tekrar feth etsek ne yazacak. Asıl mesele kendi beytimizi/ kendi evimizi fethi etmek, fethin  ruhunu evlerimize, iş yerimize, hayatımıza  taşımak. İslam  bir hayat biçimi iken ne zamandan beri belli gün ve gecelerin alternatifine indirgendi. Kadir gecelerinde “bu gece içki satışımız yoktur.”  mizanseninde görüldüğü gibi gecelere, ayinlere indirgenmiş bir yaşam biçimi. İslam tıpkı ruh ve beden gibi birbirinden ayrılmaz bir bütün. Toplumu takva ekseninde dönüştürmeye alan açacak ve kimlik ve şahitlik ekseninde bir misyon ortaya koyacak bir perspektif ile hayatlarımızı yeniden inşa etmenin en büyük yolu hayata, yaşam biçimimize dokunan bir duruş ortaya koymak değil mi?

.

Yılbaşı gecelerinde ne mi yapmalıyız?  Sorusunu soranlara her zaman, her gün ne yapıyorsak onu yapmaya devam etmeliyiz. Cahiliyenin her adet ve geleneğine karşı bir alternatif geliştirmektense kendimiz olmak daha uygun değil mi?  Esas olan Cahiliyenin batıl tüm adet ve geleneklerini reddetmek ve İslam’ı hayıtımızın tümüne her zaman ve zeminde  hakim kılmak değil mi?

.

“O Mü’minler ki ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir.” (Müminun -3 ),  “Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah’a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.”(Bakara 256)


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yukarı Geri Ana Sayfa